www.kayarcik.net

Uzaktaki o köy, KAYARCIK köyü.

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Çukurovadan yukarı

Sayfayı gönder Yazdır PDF

Orhan ÖZDEMİR 

Çocukluğumda Çukurova bir düş ülkesi gibiydi. Bir grup köylü, omzuna birer yorgan alıp karlı kış günlerinde yaya olarak düşerdi Çukurova yollarına. Nereye gittikleri sorulduğunda 'Çukurova'ya' derlerdi. Yazları da ırgat kamyonlarıyla çapa yapmaya; pamuk zamanıysa pamuk toplamaya giderlerdi. 

 

 

Çukurova dönüşünde herkes kendi öyküsünü anlatırdı. Kimi Taş Köprü yakınlarındaki Kozan Oteli'nin hanında yattığından, kimi şu kadar hendek atmasına karşın parasını alamadığından söz ederdi. Otele çok yakın bir yerde işçilerin yatması için ayrılmış olan hanı yıllar sonra ben de gördüm. Tarlalarda çalıştırılacak amele ile pazarlıklar burada yapılırdı.

Çukurova'ya geliş ve gidişlerin çok zahmetli olduğunu anlatılanlardan çıkarmaya çalışırdım. Irgat kamyonlarında ölümle sonuçlanan yolculukları destancıların söylediği ağıtlardan bilirdi köylüler. Destancılar olayla ilgili bir ağıdı matbaada bastırır, basılı olan ağıt metnini yanık sesiyle söyleyerek satmaya çalışırdı. O zamanlar tek bilgi kaynağı olduğu için, bu destanları okur- yazarlığı olan herkes alırdı.

Bu destanlara konu olan olaylardan biri de Feke - Saimbeyli arasında Arıkayası diye adlandırılan kayalık, dar bir geçitte ırgat kamyonunun uçuruma yuvarlanması, bu kazada Saimbeyli ve Tufanbeyli yöresinden çok sayıda insanın Göksu'da boğulmasıydı. Annaçkavaklı (Beypınarlı) Nasıf Ağa'nın da iki oğlu ölmüştü bu kazada. Ne yazık ki çocuklarının cesedi bile bulunamamıştı. Bu iki delikanlının ölümü de diğerleri gibi hemen destanlara yansımıştı. Bu konuyla ilgili yıllarca sonra yazdığım bir şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum.

AĞLA BEYPINARI

Zemheride bir kar senfonisi

Aç kurtlarla başlar dostluğumuz

Obruk çocukluğumun sıratı

Geç de gör karanlıklarda

Öykülerdedir buza kesmiş ölüler

Arıkayası ağıtlar kayası

Kim bilir kaç destan yazıldı

Göksu'da boğulan ırgatlara dair

"Hacı ile Hüseyin'in Destanı"

Çığlık rengi bir kamyon uçmasıdır

Sıtmalı Çukurova yollarında

Ağla Nasıfım, ağla Beypınarı

Çukurova'dan Yukarı'ya, Kozan, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli yolculukları bölgenin coğrafi yapısı nedeniyle heyecan verdicidir aslında. Her dönemecin ardında nelerle karşılaşacağını kestiremez insan. Ölümlü olayların etkisinde kalmış olmalıyım; o yollar hüzünlendirir beni. Dağılcak, Horzum, Akkaya. Doğa çok güzel manzaralar sunar buralarda. Feke, Feke'yi geçince Arıkayası'nda hüzün yağmuru başlar. Saimbeyli topraklarında Gizik Duran söylencesi kuşatır. Otobüste herkes erişilmesi zor kayaların yüzünü işaret etmeye başlar size. Çünkü söylenceye göre Gizik Duran o kayalarda rahatlıkla hareket edebiliyormuş. "Haçın kahramanı Gizik Duran". Gizik Duran bir eşkıyaymış aslında. Ama Ermenilere karşı savaşta gösterdiği yararlılıklardan dolayı seviyor halk onu.

Sağınızda ya da solunuzda şırıl şırıl akan suların eşliğinde Akdeniz ikliminin sokulduğu son ilçe Saimbeyli'ye varırsınız. Saimbeyli'yi geçer geçmez Obruk, görkemli manzarasıyla büyüler insanı. Durup bu manzarayı izlemek zorunda kalırsınız.

Obruk'u çıktıysanız, artık Yukarı'ya gelmiş sayılırsınız. Yani Tufanbeyli yöresine merhaba diyebilirsiniz. Burada insanlar sıcak. Buranın insanları hüzünlü. Yoksul olmasına karşın, yöre insanları özellikle kız çocuklarını okutmak ister.  Şimdi Arıkayası o kadar tehlikeli değil Yukarılılar için. En büyük tehlike Mağara Suyu'nun kirlenmesi. Bir de sanayi atıklarının düzenli toplanmaması. Bu iki konuya devlet ne zaman el atar bilmiyorum. /Orhan ÖZDEMİR-Yeni Adana

 

LAST_UPDATED2  

Sitede ara...

Ziyaretçi sayısı

01-01-2011 - >>
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün103
mod_vvisit_counterDün150
mod_vvisit_counterBu Hafta329
mod_vvisit_counterBu Ay1792
mod_vvisit_counterToplam277764

Sitede kaç kişi var?

Şu anda 12 ziyaretçi var