www.kayarcik.net

Uzaktaki o köy, KAYARCIK köyü.

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Sevgili Zeliha

Sayfayı gönder Yazdır PDF

Orhan ÖZDEMİR

Henüz kendi bedenini tanıyamadan, nedenini anlayamadığın yasaklarla buluştun. Eksik etek olduğunu, erkeklere karşı gelinemeyeceğini öğrettiler sana...

 

Annenin hüznünü, acılarını paylaşmak sana düştü. Bu dünyaya nereden geldiğini, nereye gideceğini bilmiyordun. Nasıl bilecektin ki.
Ben de bilmiyordum ne olup bittiğini. Biraz büyüyünce "Sen erkeksin!..." deyip senin sorumluluğunu bana verdiler. Önceleri çok önemli gelmedi bu sorumluluk. Büyüdükçe bir oyun gibi hoş gelmeye başladı senin karşındaki üstünlüğüm. Gerektiğinde bu hakkımı sana karşı kullanma becerileri geliştirmeye başladım. Hoş bir oyundu bu.
On iki, on üç yaşına geldiğim zaman oyun bitmişti. Aramızda en fazla iki yaş vardı. Sen de büyümüştün. Giderek seninle ilgili sorumluluğum ağırlaşmaya başladı. Namus kavramını öğrendim. Bu namus kavramı, seninle ilgili önemli yetkiler veriyordu bana. Bu kavram, seni sen olmaktan çıkarıyor; senin, bir erkeğin himayesine sığınmanı, ona itaat etmeni bir zorunluluk haline getiriyordu.

Zamanla sende annemi, annemde de seni görmeye başladım. Güzel bir çocuktun. Ne yazık ki bana yüklenen sorumluluklar nedeniyle artık seninle istediğim gibi oynayamıyor, istediğim gibi şakalaşamıyordum. Birazcık şakalaşmak istesem, babaannem, "Ona yüz verme, işine baksın, onun bir kapısı daha var" diye azarlıyordu beni. Yıllarca bu kapıyı merak ettim. O kapı nasıl bir kapıydı?... 

Annemle ilgilendikçe çözdüm o kapının ne demek olduğunu. Annem, evleneceği insanı yeterince tanımadan görücü usulüyle evlenmişti. Böyle bir durumda bilmediğin, tanımadığın bir yere gelin gitmenin zorluğunu düşünebiliyor musun? Gittiği yerde hiçbir hakkı, hiçbir yetkisi olmayan, tümüyle bir erkeğin egemenliğine sunulmuş bir kadın var karşımızda. Bu kadın, öncelikle erkek çocuğu doğurabilirse; bu da yetmez, evdeki hizmetiyle kendini kanıtlayabilirse barınabilir böyle bir erkeğin yanında. Kaynana baskısı da cabası. Kaynana isterse oğluna baskı yaparak karısını dövmesini emredebilir; dahası boşanmasını bile sağlayabilir.

Biliyor musun, kaynana baskısının kaynağı, eve gelin gelen kadının ekonomik özgürlüğünün olmamasıydı. Eve gelen gelin önce kocasının, sonra da toprağı elinde bulunduran kaynana ve kayınbabanın mülkü sayılıyordu. Kadın, baba evinden getirdiği taşınabilir ve taşınmaz mallar konusunda da söz sahibi olamıyordu. Her şeyi kocasından başlayarak gelin geldiği aile belirliyordu. Dinsel kurallar, bu mülkiyet ilişkisini destekler biçimde sunuluyordu. Namus kavramı, bu mülkiyet ilişkilerinin bir parçası olarak ağızlarda dolaşıyordu. Yani kadın, kendi bedeni üzerinde söz sahibi olamıyordu.

Annem tüm çabasıyla evde var etti kendini.. Çocuklarını büyüttü. Zamanla kocasının desteğini alarak onların okumasını sağladı. Sen de bunun tanığısın Tüm işlerinin arasında akşam okuluna gidip okuma yazma öğrendi. Zamanla Atatürk'ün kadınlarla ilgili düşüncelerini de kavradı. Kendi geleneksel başörtüsünden vazgeçmedi. Ama kadınlara sonradan yamanmış, bir siyasi grubun sembolüymüş gibi takılan başörtülerini hiçbir zaman onaylamadı. Kendi haklarının bilincine vardıktan sonra Atatürk'e daha çok saygı duydu.

Annem daha çok okuyabilseydi yaşama daha etkin katılırdı kuşkusuz. Yalnız annem mi?... Bu durum, hakları elinden alınmış tüm kadınlar için geçerliliğini korumaktadır. Toprağa dayalı ilişkiler eskidikçe, yeni kent yaşamı, erkeklerin kadınlar üzerindeki mülkiyet ilişkisini karmaşıklaştırıyor; bu karmaşıklık, yine onların bedeni üzerinden politikalar üretilmesine neden oluyor. İşsizliğin, dolayısıyla eğitimsizliğin kol gezdiği toplumda kadın yine erkeklere boyun eğmek zorunda kalıyor. Kuşkusuz bu durumdan politik çıkar sağlayanları ayırmak gerekiyor.

Şairin dediği gibi bu kadınlar bizim kadınlarımız. Anamız, avradımız, yarimiz. Ama sevgili Zeliha, artık kadınlar başkasının mülkü, tapulu malı olmasın!... Kendi bedenleri ile ilgili kararları kendileri verebilsinler. Başkalarının politik malzemesi olmaktan kurtulsunlar bir an önce.

Seni çocukluğumuzdaki gibi kucaklıyorum. Sevgilerimle, Abin./Orhan ÖZDEMİR-Yeni Adana

 

Sitede ara...

Ziyaretçi sayısı

01-01-2011 - >>
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün54
mod_vvisit_counterDün61
mod_vvisit_counterBu Hafta254
mod_vvisit_counterBu Ay1476
mod_vvisit_counterToplam291123

Sitede kaç kişi var?

Şu anda 25 ziyaretçi var