www.kayarcik.net

Uzaktaki o köy, KAYARCIK köyü.

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Kaç paralık adamsınız?

Sayfayı gönder Yazdır PDF

Orhan ÖZDEMİR

Descartes'in "Düşünüyorum, öyleyse varım" önermesini, Shakespeare'nin "Olmak ya da olmamak mesele burada" önermesiyle karşılaştırmak niyetinde değilim.

 

Açıkçası becerebilirsem felsefe yapmak istemiyorum. Düş dünyamda öylesine gezinirken aklıma geliverdi her iki önerme de. Ardından Mevlana'nın "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol" sözlerine takılıp kaldım.

Bu sözleri önceden de biliyordum. Şimdi bunlara neden takılıp kaldığımı anlamaya çalışıyorum. Çay üstüne çay içiyorum. Yetmedi; bir kadeh de rakı koydum kendime. Uzun uzun düşündükten sonra yukarıdaki sözlerden bir anda neden hoşlanmaya başladığımın gizemini çözdüm sonunda. Belki siz de ilginç bulacaksınız. Belki de "İlginç dediğin şey bu muydu? Hadi canım sen de!..." diye bana kızacaksınız.

Yukarıda sözü edilen önermelerde Descartes, Shakespeare ve Mevlana, 'olmak' eylemini kullanıyorlar. Var olmak, olmak ve olmak. Her üç önerme de dünyayı anlamaya ve yormaya çalışıyor. En başta her biri kendi varlığını, ötekinin karşısındaki duruşunu sorguluyor. Böyle oturaklı sözleri duyunca heyecanlanıyor insan; yaşadığı ortamı, insan ilişkilerini yeniden gözden geçirme isteği duyuyor. Ayrıca böyle düşün insanlarına daha çok saygı duyası geliyor.

Günümüzde böyle filozofların, böyle bilge insanların sesi kısıldı mı? Yoksa bizler mi duyarsızlaştık. Kanımca artık kimse 'olmak'ı tartışmıyor. 'Sahip olmak' varken kim tartışır 'olmak'ı? Çünkü günümüzde 'var olma'nın dili değil, 'sahip olma'nın dili konuşulmaktadır.

Eskiden sıradan bir yurttaş bile sahip olduğu şeyi, yani mülkünde olanı söylemeyi bir nezaketsizlik olarak algılardı. Birine yapacağı maddi yardımın miktarını, niteliğini belirtmekten kaçınırdı. Bunca yoksul insan varken sahip olduğu şeylerden söz etmek, ayıp sayılırdı. Ne var ki içinde yaşadığımız dönemde 'sahip olma' tutkusu pervasızlıkta sınır tanımamaktadır. O kadar ki yurttaşlarımız sahip olduğu şeylerin derecelerine göre değerli sayılmaktadır. Kim ne kadar şeye sahip? Komşunuzun ne marka otomobili var? Arsası, apartmanı, malı, mülkü, doları, bankalarda biriktirdikleri?... Kısaca bu soruların tümünü, "Kaç paralık adamsınız?" sorusuyla özetleyebiliriz.

Sahip olma, medya aracılığı ile sürekli olarak özendirilmektedir. Reklâmlar, paralı yarışmalar, haberlerde kullanılan dil; bir değer üretmek yerine değersizliği, üretmeden, çalışıp çabalamadan 'sahip olma'yı bir erdem olarak sunmaktadır izleyicilerine. Bu reklâmlar cennetin artık bu dünyada olduğunu, uzaklara gitmeye gerek olmadığını söylemeye çalışmaktadır. Yeter ki paranız olsun, 'falanca marka otomobil, kendisini okşayarak erotik çağrışımlar yaptıran güzellerle birlikte' sizin olabilir. Neden olmasın!...

'Sahip olma' duygusu, başkalarının yok sayılması anlamına gelmektedir. Siz bir şeye sahipseniz, başkasının ne önemi olabilir ki? Gecekondu semtlerinde yiyecek ekmek bulamayan, çocuğunu okula gönderemeyen, yakacak odunu olmayan insanlar da kim oluyor?... Onlar, çok şeye sahip olanların mutluluklarını, gönül ilişkilerini, kimi aldatıp kimi aldatmadıklarını, hangi vurgunları yapıp yapmadıklarını izleyerek karnını doyurabilirler. Mutlu da olurlar üstelik.

"Öyle mi?..." diye düşündüm. Düşünürken de irkildim böyle düşünenlerin adına.  Sonra, böyle düşünenler milyonların gözünde gerçekte neye sahipler ki? Yani "Onlar kaç paralık adam?" diye soru yönelttim. Beni duyan olmuş mudur?. Yeni yılda yoksul çocuklar geldi aklıma. Kalemi bıraktım./Orhan ÖZDEMİR-Yeni Adana

 

Sitede ara...

Ziyaretçi sayısı

01-01-2011 - >>
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün11
mod_vvisit_counterDün163
mod_vvisit_counterBu Hafta174
mod_vvisit_counterBu Ay2751
mod_vvisit_counterToplam282978

Sitede kaç kişi var?

Şu anda 23 ziyaretçi var