www.kayarcik.net

Uzaktaki o köy, KAYARCIK köyü.

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Öğretmen Veli ÇAKAR'ın ardından

Sayfayı gönder Yazdır PDF

Orhan ÖZDEMİR

Bizim Tufanbeyli (önceki adı Mağara) ilçesi eskiden kendi içine kapalı bir ilçeydi. Halkın hemen hemen hepsi tarım ve hayvancılıkla geçinirdi. Ancak resmî görevlilerden birine bir saldırı olduğunda adı gazetelere yansırdı. 

İlçenin kurulduğu (1958) yıllarda okur-yazar sayısı çok düşüktü. Buna karşın köylerde çocukların eğitimine önem verilirdi. Ne var ki yörenin yoksul olması ve Tufanbeyli'de ortaokul olmaması nedeniyle, köy çocuklarının ilkokul sonrası eğitimini sürdürmesi çok zor olurdu. Çok az sayıda öğrenci, olanaklarını zorlayarak Adana'da ya da komşu ilçelerde ortaokula gidebilirdi.
Komşu ilçelerde öğrenimi sürdürmenin dışında, bir olanak da 1940'lardan başlayarak yine az sayıda öğrencinin Köy Enstitülerine alınmasıydı. Tufanbeyli çevresinden, daha çok da Kayarcık köyünden 6-7 öğrenci Düziçi Köy Enstitüsüne gidip öğretmen olmuştu. Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla açılan öğretmen okullarına yatılı olarak girmek zorlaşmıştı. Ciddi sınavlardan geçildikten sonra öğretmen okullarına girilebiliyordu. Tufanbeyli'nin 30 köyünden yatılı öğretmen okulu sınavını kazananlara övgüler yağdırılır, "Çocuk dediğin böyle olacak işte!" diyenler olurdu. Yani yoksul çocuklar için yatılı öğretmen okulu sınavını kazanmak, tıp fakültelerini kazanmaktan daha önemliydi.

Tufanbeyli yöresinden Mehmet Ali Özdemir, Osman Çapanoğlu, Hüseyin Danacıoğlu, Mustafa Onar, Mustafa Türkoğlu, Ahmet Bozkurt Düziçi Köy Enstitüsünü bitirip öğretmenliğe atanmışlardı. Yılmaz Güney'in "Sanık" kitabının kahramanı Tufanbeyli`li (Bozgüney köyünden) Yaşar Yılmaz, anılan kitapta; "Bizim orada bir tek bey var. O da Mustafa Bey." diyordu, öğretmen Mustafa Yılmaz için. İşte bu Köy Enstitüsünden mezun olanlarla "bey"lerin sayısı biraz daha artmıştı.

Öğretmen Veli Çakar, Köy Enstitülerinin öğretmen okullarına dönüştürülmesinden sonra, Düziçi İlköğretmen Okuluna yatılı olarak girenlerdendi. Yine de Köy Enstitüsü havasıyla yetiştiği belli oluyordu. Yoksul bir ailenin çocuğuydu. Zaten Kayarcık köyünde varsıl aile aransa bulunamazdı. Öğretmenliğe başladıktan sonra, Tufanbeyli de dahil olmak üzere çeşitli yerlerde görev yaptı. Adana'da görev yaptığı zamanlarda akrabalık ilişkilerinden dolayı, evine gidip geliyor, böylece daha çok karşılaşabiliyorduk.

Veli Çakar, Öğretmen okullu olsa da, Köy Enstitüleri geleneğinin belki de son temsilcilerindendi. Zaman zaman Yeni Adana gazetesinde Köy Enstitüleriyle ilgili yazılarına rastlıyordum. Bir yazısında şöyle diyordu:

"Geçen yıl (1998) Düziçi'nde kutlamıştık 17 Nisan'ı. Coşkulu, heyecan dolu, geniş katılımlı bir gün yaşamıştık. Davullu zurnalı oyun ekipleriyle adeta bayram şöleni haline gelmişti Düziçi'nde 17 Nisan. Öğrencilik yıllarımı hatırladım. Diktiğim ağaçlara sarıldım. Ne kadar da büyümüşler. Orada geçirdiğim şen şakrak, neşe dolu, hayat dolu yaşantıyı hayatımın hiçbir döneminde bulamadım O mutluluğu bir daha yakalayamadım. Sabahları halka halka olur, Tavas, Bengi, Harmandalı ve Sarı Zeybek oynardık. Akordeonu, kemanı, mandolini, davulu kendi arkadaşlarımız çalardı. İçimiz içimize sığmazdı. Heyecanımız doruğa ulaşırdı. O güçle, o neşeyle derslere girerdik. Öğrenmemek, başarmamak mümkün müydü?" (Veli Çakar. Yeni Adana, 17 Nisan 1999)

Buraya aktardığım kısa alıntı, Veli Çakar'ın dünyasını anlatmaya yetiyor aslında. Öğrenmeye, üretmeye açık yoksul köy ocukları başka nasıl anlatılabilirdi ki!

Öğretmen dünyası ve Kayarcık bir oğlunu daha toprağa verdi. Toprağın bol olsun Veli Çakar...

Orhan ÖZDEMİR. Yeni Adana, 12.09.2014

 

LAST_UPDATED2  

Sitede ara...

Ziyaretçi sayısı

01-01-2011 - >>
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün103
mod_vvisit_counterDün150
mod_vvisit_counterBu Hafta329
mod_vvisit_counterBu Ay1792
mod_vvisit_counterToplam277764

Sitede kaç kişi var?

Şu anda 14 ziyaretçi var