www.kayarcik.net

Uzaktaki o köy, KAYARCIK köyü.

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Sayfayı gönder Yazdır

YALNIZ DEĞİLİZ

Bir ufka vardık ki artık
Yalnız değiliz sevgilim.
Gerçi gece uzun,
Gece karanlık
Ama bütün korkulardan uzak.
Bir sevdadır böylesine yaşamak,
Tek başına
Ölüme bir soluk kala,
Tek başına
Zindanda yatarken bile,
Asla yalnız kalmamak.

Şafakları ben balığa çıkarım
Akan akmayan sularda
Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden       
Bir bahar akşamı dünyada.
Ben dört duvar arasında değilim
Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
Karacadağ, Çukurova ve Cibalide.

Zehirli kör yılanları
Ve sıtmasıyla
Gün yirmidört saat insan avında
Karacadağda çeltikler.
Bir kız çocuğunun gözyaşı gibi
-  Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
Sol omzunda nazarlık,
Dağ başında unutulmuş üşümüş,
Minicik bir aşiret kızının  -
Damla-damla, berrak olur pirinci.
Kamyonlarla, katır kervanlarıyla
Beyler sofrasına gider...

Çukurovam,
Kundağımız, kefen bezimiz
Kanı esmer, yüzü ak.
Sıcağında sabır taşları çatlar,
Çatlamaz ırgadın yüreği.
Dilerse buluttan ak,
Köpükten yumuşak verir pamuğu.
Külhan, kavgacıdır delikanlısı,
Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
En çok Çukurovalılar mahpustur,
Dostuna yarasını gösterir gibi,
Bir salkım söğüde su verir gibi,
Öyle içten
Öyle derin,
Türkü söylemek, küfretmek,
Çukurova yiğidine mahsustur...

Tütünü bilir misin?
"Kız saçı" demiş zeybekler,
Su içmez her damardan,
Yerini kolay beğenmez,
Üşür
Naz eder,
Darılır
İki parmak arasında kıyılmış,
Bir parçası var kalbimin
İncecik, ak kağıtlara sarılır,
Dar vakit yanar da verir kendini.
Dostun susan dudağına...

Sokaklardan,
Kıyılardan,
Gök mavisinden,
Ekmeğinden,
Canevinden ayrı düşmeye
Yani bütün hasretlerin kahrına
Ve zehrine çaresiz kalmaların,
İlk nefesi Hızır gibi yetişir
Cibalide sarılan cıgaranın...

Tütün isçileri yoksul,
Tütün işçileri yorgun,
Ama yiğit
Pırıl - pırıl namuslu.
Namı gitmiş deryaların ardına
Vatanımın bir umudu...

Ahmed ARİF






Kayarcık köyü hakkında

Adana ilinin Tufanbeyli ilçesine bağlı Kayarcık Köyü, yaklaşık 7. ve 8. yüzyıllarında Toros dağlarının arasında küçük bir platoya kurulmuştur. Bazı söylemlerin olmasına rağmen kimler tarafından kurulduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Göksu çayı köyün batısından geçer. Köyün sulanabilir arazileri de bu çayın kenarındadır. Halkın geçim kaynağı, tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Küçükbaş hayvancılık zamanla gelişmişse de otlakların azalması ve ormanların yok edilmesine paralel olarak önemini yitirmiştir. Köyde elektrik ve telefon vardır, kanalizasyon ve su sorunlarını köylü kendi çabaları ile çözmüştür ve yolu asfalttır!.. Köy ilkokulunun özelliği Cumhuriyetten önce kurulmuş olmasıdır ve köy halkının okuma yazma oranı oldukça yüksektir.

Devamı...
 



Sitede ara...

Ziyaretçi sayısı

01-01-2011 - >>
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün103
mod_vvisit_counterDün150
mod_vvisit_counterBu Hafta329
mod_vvisit_counterBu Ay1792
mod_vvisit_counterToplam277764

Sitede kaç kişi var?

Şu anda 48 ziyaretçi var